Aykın Ola

Rahat, huzurlu günler için esenlik ve barış dolu ruh hâlleri dileklerimle

TVT

Tarihten Alınan Kökler

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Düşsel

Anımsanmaz geçmişte
Olduğun yerde duramamışsın
Kafanda kalmış kurgular
Seni götürmüş farklı dünyalara

Etraf bir kum deryası
Sen olmuş serap

Arayıp da bulamadığım
Çıkan her şey karşımda
Es geçtiğim bir şey olmuş
Dünyamda

Sırılsıklam yağmurda
Kupkuru kalmış beynim
Çöller yeşermiş
Ben içinde yitiğim

Her yer sarmaşıkla dolmuş
Ben sarılıp kalmışım

Orda içerde
Tam olduğun yerde
Bir an ışık sızmış yüzüne
Karartını yoketmiş..

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Yol

Yolu yollananın yolu
Yoldan geçenin yolu
Yollu olanlara bula yolu
Serden geçenlerin yolu

Yel

Hep kısa esintiler eser
Çevrenden eserler, dalgalanırsın.
Bedenini serinlikle sarar,
Bir şey sana doğru üfler sanki
Gezegenin güzel canlılığı
Sana mutluluk verir.

Yeni oluşumlar yeni ortaya çıkanlar
Bir anda canlanıverir gözünün önünde.
Ve bir anda ortadan kaybolurlar.
Kısa bir esinti gibi,
Çabucak biter gider.
Sonra dinginliğe varırsın.

Gökyüzüne karışmak mı dersin,
Çırpınan deniz üzeri uçmak mı,
Bir dağın doruğuna mı ulaşmak,
Ya da sert bir fırtınayla
Hiddetini boşaltmak mı?

Yaşadığın duygular,
Yalnızca gördüğün zamanda
Rengarek açılan kanatlarıyla
bir kuş gibi özgür.
Sen estikçe bizi de
Özgür bırakacaksın kendine doğru

Günlerin Getirdiği İstanbul

Durmadan oluşan akşamlardan bıkmışsanız, bir çözüm yolu aramak için en kolay yolun uykuya dalmak olduğunu anlarsınız.Siz uykuya dalmadan bir şeyler sizi kendinizden geçirebilir bir yongarın nağmeleri, bir üflemenin buğulu sesi ya da sihirle sürüyen gıygı yayı gibi...O andaki küçük yinekler(riff) kafanızdaki anafikri oluşturur ve aşka yüklenmiş olursunuz özdeşi İstanbul'a ait olduğunuzu duyumsarsınız ve bu kentin kalabaklıkla rant/getirim sağlayıcılarla bozulmamış köşelerinde tekdüze olmayan bir akşama varabilirsiniz belki, günümüzde ne denli güç olsa da Astan'da olmak istersiniz. Yazılmamış ötgüncün(tarih) anlattığı Astan bolıg'da olmak ordan Kontantiniye 'ye ordan da ''İstan''-vatanı tekrar ''bul''mak gibi.Yıllarca gelişimi eşit dağıtamadıkları gözü yaşlı Anadolumuzu ve yıllarca kalabalıklaşması arttırılan İstanbul'un bütün güzelliği insan sağancının(nefs) ayakları altında nasıl can çekiştiğini izlersiniz.Bu şehir bir yandan karşı kıyaya bakıp yolların dolup taşan insan selini gözler durur, bir yandan üzerinden çıkan ağılı dumanları yağmurla yıkatmak ister gökyüzünden dilenerek, yükünü taşımaya gayret eder yine de eski güzelliğine özlem duyarak ağlamaklı olur.Bize de bütün bu kalabalığın biriktirdiği yorgunlukla uykularımızda Astan bolığı düşlemek kalır...

Günceye Akan Aşk

Bazen için boşalmak ister ararsın bir kağıt bir kalem, ama devirler değişir her dem, kaldığı yerde kurur gider mürekkep; yazgacın artık bilgisayar basmalıkları olur.Tertemiz bir bette günce yazmak insana huzur vermez mi ya a dostlar? Yazmak bir bakıma da dile olan sevgimizden kaynaklanmaz mı ayrıca? Önen yapmak istediklerimiz, kafamızda tasarladıklarımız usumuzdan uçup gitmeden önce yazılarımızda hayat bulur. Anadolu insanın dediği gibi bize dirim* verir. Geçmişimizden geleceğe şu kısacık ömrümüzde uzun bir öykü oluşturur bize; Yusuf Has Hacib'in değişiyle yalnık* kendi serüvenini içinde bulur aslında yazdıklarıyla ve kalpleri temiz olanlar ise çok iyi anlarlar kişioğlunun nasıl bir özle yazdığını.Şu koca acunda kendinizi tek bir kişi sanırsınız, evrenin sessizliği dinginliğiniz olur o an.Çün Oku! demiştir Yaradan, Tanrı buyruğundandır yüce Okunakta ki olgunlaşmak için gerek olmuş Tanrı yazısını okumak.Ve sen; okudukça dünyandaki sayı nen birden bir küğe dönüşür.İşte bu yaratılanların mûsikisidir. Şakıyan kuşlar gibi evrenin simgesel dilini konuşmaya götürür yalnığı, sadece sevgi için...


Dirim* : Halk dilinde yaşama gücü demektir
Yalnık* : Kutabgu bilig'te geçen o yıllarda Türklerin insan için kulladığı sözcüktür.İnsanın hem yalın, saf temizliğini hem de hataya düşmesini anlatır sözcük ve bu sözcüğün oluşumunda bu iki anlamın bilgelikle nasıl kaynaştığından
sözedilir kitapta.

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Küğe başlamak için neden (2) : Jimi Hendrix


Yaşamı boyunca 1960li ve 70 yılların Çor(Rock) Buñ(Blues) küğlerinden etkilenir. Daha sonraları yaptığı beste ve söz çalışmalarına Çor(Rock) ve Buñ(Blues)küğünün ruhunu yansıtır. Jimi Hendrix’i ve dünyaya mal olmuş Buñ yırlarını(şarkı) da yorumlamaktan sayoğur(her zaman) büyük bir keyif alan genç yaşta yitirdiğimiz yetenekli küğcü/müzisyen...
Kaynak: Vikipedi

13 Mayıs 2009 Çarşamba

(1) Küğ için bir neden : Jimi Hendrix


















Erkan Oğur, Türk Küğcü(müzik adamı).

1954 yılında Ankara'da doğup, çocukluğunu Elazığ'da geçirmiştir. Küğe 4 yaşından başlayarak gıygı(keman), bağlama ve cümbüş çalarak başladı. Onu Halk Küğü icrası konusunda isteklendiren ilkokul küğ öğretmeni "İlkokulu bitirdiğinde bizim yöreden çalmadığı saz kalmamıştı." diyor. Küğe başlamasında Jimi Hendrix etkili olmuştur. 1976'da perdesiz yongarı buldu ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. Ankara bilimyurdu Fen Yetiteyi(fakültesi) Doğa-Arvış(fizik-kimya) ölçerliği ile başladığı evrenkent yaşantısına Münih Evrenkent Doğa Bölümü'nde okuyarak devam etti. Küğcü olmaya karar verdikten sonra eğitim görmek için Türkiye'ye döndü. İstanbul Devlet Konservatuarı Kökleşik(klasik) Türk Küğü bölümünden mezun oldu. Çalışmalarında ağırlıklı olarak kopuz ya da dede bağlama, ud, y.yay(e-bow), perdesiz yongar, kökleşik yongar, yaltır(electro) yongar'ı ve sesini kullandı. Bunlar dışında birçok çalgıyı da yırlıklarında(albüm) başarılı bir şekilde çalmıştır. En son iki ''cd''lik Telvin yırlığında(albüm) doğaçlama caz denemeleri yapmıştır. Fretless(perdesiz) yırlığı ortaya çıktığı yıl Avrupa'da yılın yaratıcı yırlığı seçilmiştir. Bir Ömürlük Misafir yırlığı olarak Türkiye'de daha sonra yayınlanmıştır. Türk küğüne icracı ve yorumcu olarak devasa katkılar yapmıştır. Perdesiz Yongar'ı ve Perdesiz Bağlama'yı icad eden kişidir. Dünya Küğ söylüğünde(litaretür) yerini almıştır.

Kaynak : Vikipedi